Mecellei Ahkamı Adliye prensipleri

Av.Tevrat DURAN
Av.Tevrat DURAN

Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye, toplumda bilinen ismiyle Mecelle, 1868-1878 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir komisyon tarafından hazırlanmıştır. İslam Medeni Hukuk kurallarının Sünni-Hanefi prensiplerinin derlenmiş halidir. Osmanlı Devleti’nin son yıllarında Şeri Mahkemelerince hukuk kuralı olarak uygulanmıştır. Bir giriş 16 bölümden oluşur ve 1851 madde içerir. Mecelledeki bir takım kaideler evrensel hukuk ilkeleri niteliğindedir ve günümüz hukukunda da uygulanmaktadır. Bu nedenle bazı Mecelle ilkelerine, buradan yer vermeyi uygun bildik. Aşağıdaki metin orjinal metin ve bazı yorumlardan oluşmaktadır. 

  • Beraat-ı zimmet asıldır. Borçlu olmamak asıldır.
  • Borç ileri süren, ispatla mükelleftir.
  • “İctihâd ile ictihâd nakz olunmaz.
  • Galat-ı meşhur lügat-i fasihten evladır” Yaygın olan yanlış, bilinmeyen doğrudan daha tercih edilir.
  • İşlenmesi memnu’ olan şeyin, istenmesi dahi memnu’ olur. Yapılması yasak olan fiilin; talep/teklif  edilmesi de yasaktır.
  • Def’-i mefâsid, celb-i menâfi’den evlâdır. (Bir fesadı ortadan kaldırmak; fayda sağlamaktan daha iyidir. )
  • Def’-i mefasid celb-i menafiden evladır. Zararı yok etmek, fayda sağlamaktan iyidir.
  • Ezmanın tağayyürü ile ahkâm tağayyür eder. Yani dönem değişince hükümler de değişir.
  • Ukudda itibar makasıt ve maaniyedir, elfaz ve mebaniye değildir. Sözleşmenin amaç ve anlamı göz önüne alınır, söz ve yazılışı değil.
  • Zaruretler, memnû’ olan şeyleri mubah kılar. İhtiyaçlar yasakları, yasak olmaktan çıkarır.
  • Kadim kıdemi üzere terk olunur. Eskiden varolanın (yeni bir etken ortaya çıkmamışsa) aynen devam ettiği varsayılır.
  • İçtihat ile içtihat nakzolunmaz. İçtihat içtihatla bozulmaz.
  • Zarar ve mukabele-bizzarar yoktur.
  • Zarar-ı ammı def için zarar-ı hass ihtiyar olunur. Özel zarar, genel zarara tercih edilir.
  • Alması memnu olan şeyin vermesi dahi memnu olur. Alması hukuka aykırı olanın vermesi de hukuka aykırıdır.
  • Beynel tüccar maruf olan şey beynlerinde meşrut gibidir. Ticari örf ve adetler ticari sözleşmelerin şartı gibidir.
  • Şekk ile yakin zail olmaz. Kuşku, kesin bilgiyi gidermez.
  • Zarar-ı eşed, zarar-ı ehaf ile izâle olunur
  • Kelamın i’mali ihmalinden evladır. Söze bir anlam vermek, yok saymaktan iyidir.
  • Beyyine hüccet-i müteaddiye ve ikrar hüccet-i kasıradır. Kanıt herkesi, ikrar ise sadece ikrar edeni bağlar.
  • Tevehhüme i’tibâr yoktur.Yani, delile dayanmayan vehim ve kuruntulara hukukta i’tibâr edilmez, kıymet verilmez. Hukuk vehimlerle değil delillerle ilgilenir.
  • Bir özür için câiz olan şey, ol özrün zevâliyle bâtıl olur.
  • Mâni’ zâil oldukda, memnû’ avdet eder.
  • Ehven-i şerreyn ihtiyâr olunurYani, iki kötü şeyle karşı karşıya kalındığında daha hafif, daha az kötü olanı seçilir. Mesela tedavi imkânı olmayan gangren olmuş bir parmağın kesilmesiyle el kurtulacaksa, parmağın kesilmesi tercih olunur.

Mecellenin bazı ilkelerinin ne kadar şeriata uygun düştüğü tartışma konusudur, fakat bu husus ayrı bir bahis konusudur. Saygılarımla…

Tavsiye Edilen Yazılar

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir