
Manevi tazminat; trafik kazası,hakaret,basın yoluyla saldırı,kasten yaralama gibi kişilik hakları saldırıya uğrayan kişinin manevi bütünlüğünün sarsılması, elem,üzüntü duyması,yaşama gücünün neşesinin azalması karşılığında para olarak takdir edilen tazminat türüdür. Borçlar Yasası’nın 47. maddesi gereğince hakim , olayın özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminatın miktarı , zarara uğrayan kişide manevi bir huzur doğurmalıdır. Manevi tazminat sanılanın aksine bir ceza değildir. Aynı şekilde kişiyi zenginleştirme amacı da yoktur. Bu ikisi arası kendine özgü bir niteliği vardır. Peki tazminat nasıl belirlenecektir. Bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Manevi tazminat miktarı 2×2=4’ün aksine her olaya göre değişebilir bu noktada hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. 10.01.2014
AV.TEVRAT DURAN


Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!