T.C. YARGITAY
1.Hukuk Dairesi
Esas: 2013/20027
Karar: 2014/289
Karar Tarihi: 15.01.2014
ELATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI – TAZMİNAT İSTEMİ – TAŞINMAZA DÖKÜLEN HAFRİYATIN VE ESKİ HALE GETİRİLME BEDELİNİN TESPİT EDİLEREK SONUCUNA GÖRE HÜKÜM KURULMASI – PASİF HUSUMETTEN DAVANIN REDDİNİN İSABETSİZ OLUŞU – HÜKMÜN BOZULDUĞU
ÖZET: Olayda, 3091 sayılı Yasa uyarınca yapılan başvuru evrakları da değerlendirilerek davalılar F. ve Z.’nin dava konusu taşınmaza döktükleri hafriyatın ve eski hale getirilme bedelinin tespit edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken bu davalılar bakımından pasif husumetten (sıfat yokluğundan) davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve tazminat davası sonunda, yerel mahkemece Belediye hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi Selda Özer’in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacılar, 343 ada 2 sayılı parsele elatmanın önlenmesi ve tazminat isteklerinde bulunmuş, mahkemece; Esenyurt Belediye Başkanlığı yönünden daha önce verilen karar temyiz konusu edilmeden kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalılar F. S. ve Z. S.’a yönelik davaların pasif husumet yokluğundan reddine, davalı M. T.’ya yönelik elatmanın önlenmesi davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, bu davalıya yönelik tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, önceden <Belediye hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine> ilişkin olarak verilen karar Dairece bozulmuş, hükmüne uyulan bozma kararında uyuşmazlığın niteliği vurgulanmak suretiyle izlenmesi gereken yol açıkça belirtilmiştir.
Bilindiği üzere, bozma kararına uyulmuş olmakla taraflar yararına usulü kazanılmış haklar doğar ve bozma kararı doğrultusunda işlem yapılması zorunluluğu ortaya çıkar.
Hal böyle olunca;
1- Bozma kararından sonra davalı M. yönünden bozma gerekleri yerine getirilerek usulüne uygun şekilde hüküm kurulduğundan davacıların davalı M. hakkındaki temyiz itirazları yerinde değildir, reddine,
2- Davacıların diğer davalılar hakkındaki temyiz itirazlarına gelince; bozmaya uyulmakla birlikte davalılar F. ve Z. bakımından bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; eldeki davanın açılmasından önce davacıların 3091 sayılı Yasa uyarınca işlem yapılması için davalı M. ile ilgili 2006/15 sayılı, davalılar F. ve Z. ile ilgili 2006/13 sayılı dosyalarda Kaymakamlık makamına müracaat etikleri, 2006/13 sayılı dosyada şikayetçi tanıklarının beyanları ve Kaymakamlık incelemesi sonucunda <şikayet edilen şahısların taşınmaza hafriyat dökümünü 2005 yılı Eylül ayından beri yaptıkları ve şikayetçinin de bu durumdan haberdar olduğunun anlaşılması nedeniyle süre yönünden talebin reddine> karar verildiği, fakat Kaymakamlık dosyasında belirlenen hususların üzerinde mahkemece durulmadığı gibi, bunlar bakımından bozmada vurgulandığı halde açıkça bir araştırma ve soruşturma yapılmadığı görülmektedir.
O halde, 3091 sayılı Yasa uyarınca yapılan başvuru evrakları da değerlendirilerek davalılar F.i ve Z.’nin dava konusu taşınmaza döktükleri hafriyatın ve eski hale getirilme bedelinin tespit edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken bu davalılar bakımından pasif husumetten (sıfat yokluğundan) davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacıların temyiz itirazları değinilen yön itibariyle yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.01.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı


Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!