Dava öncesinde noterden keşide edeceğiniz ihtarname ile onayınızı geri alabilirsiniz.

İhtarnamenin hukuki niteliği, hukuk düzeninde meydana getirdiği etkiler oldukça kapsamlı olup uzman avukatlarca bilinmektedir. Burada sadece rıza-onayla ilgili sonucu hakkında bilgi verilmektedir. Mahkeme kararı ile örnek olay izah edilerek anlatmak istediğimiz daha kolay anlaşılacaktır.  Burada tekrar etmek isteriz ki, dava açmadan önce taleplerinizi muhataplarınıza noter ihtarnamesi ile bildiriniz.

…………………

Davacı vekili, mülkiyeti müvekkili şirkete ait aracın şirket ortağı davalı tarafından kullanıldığını, aracın şirkete teslim edilmesi ve kullanım bedeli talep edileceğine ilişkin ihtarnamelerin davalıya tebliğ edildiğini ancak iadenin yapılmadığını ileri sürerek kullanma bedeli karşılığı olarak 15.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile de talep sonucunu 34.860,00 TL’ye çıkarmıştır.

Davalı vekili, dava dilekçesinde sözü edilen ihtarların usulüne uygun tebliğ edilmediğini, müvekkiline ait bir başka aracın 8 yıl boyunca davacının işlerinde kullanıldığını, ardından da şirket ortaklarının izniyle dava konusu araçtan müvekkilinin yararlanmaya başladığını, aracın teslimine hazır olunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya ait aracı kullandığı sabit olmakla beraber davalının da davacı şirketin ortağı olduğu, kendisine ait aracın bir süre davacı şirket tarafından kullanıldığı, dava konusu aracın davalı tarafından kullanımına şirket ortaklarının muvafakatinin bulunduğu, tanık beyanlarının davalının bu yöndeki iddiasını doğruladığı, davacının aracın davalı tarafından kullanılması nedeniyle ne şekilde zarar gördüğünü, malvarlığında ne şekilde eksilme olduğu hususunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacı şirkete ait aracın davalı ortak tarafından kullanılması nedeniyle araç kullanım bedelinin tahsili istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

Ancak, mahkemece, her ne kadar tanık beyanlarına dayalı olarak aracın davalı ortak tarafından kullanılmasına davacı şirketin muvafakat ettiği ve davacı şirketin ne şekilde zarar gördüğünü, malvarlığında nasıl eksilme olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, davacı, davanın açıldığı 21.02.2012 tarihinden önce 07.05.2009 tarihli ilk ihtarıyla aracın derhal şirkete iade ve teslim edilmesini, 20.07.2010 tarihli ihtarı ile de yine aracın teslimini ve kullanma bedelinin şirkete ödenmesini davalı ortağa bildirmiştir. Noterden gönderilen bu ihtarların ilki davacının oğlu M. A., ikincisi yine aynı adreste çalışan daimi işçisi O. K. imzasına tebliğ edilmiştir. Bu durumda, dava konusu aracın davalı tarafından kullanılmasına önceden bir rıza bulunsa dahi ilk ihtarla birlikte rızanın ortadan kalktığının ve 6762 sayılı Yasa’nın 22 nci maddesi uyarınca tacir olan davacının ilk ihtarın tebliğ tarihinden itibaren araç için kullanım bedeli talep edebileceğinin kabulü gerektiği bunun davacı şirket açısından zarar oluşturacağı nazara alınmadan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına bozulmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.02.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Tavsiye Edilen Yazılar

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir