Kamulaştırmasız el atma bir Türkiye gerçeği. Beldiye ya da devletin özel mülk olan arsa,tarla gibi taşınmazları bedel ödemeden kamu kullanımına açması bu yönde kararlar alması oldukça fazla dava açılmasına neden olmakta, mahkemeleri meşgul etmektedir. Sanki haksız olarak özel mülke el koyan, özel mülkün kullanımını engelleyen kendisi değilmiş gibi dava sonunda hükmedilen tazminatlardan idare şikayetçi olmakta haciz yasağı, taksitle ödeme gibi yasalar için TBMM’den ricacı olmaktadırlar. Maalesef iktidardan bu talepleri elde etmektedirler. Mağdur olan şahıslara bir tek mahkeme, avukat yolu gözükmektedir.
Uzun zamanlar boyunca imar planında okul, park vs. alanı olarak görünen arsaların sahipleri özel bir konu başlığını haketmektedir.
Yargıtay
‘Bir taşınmazda kamulaştırmasız el atma olgusunun varlığının kabul edilebilmesi için; usulüne uygun kamulaştırma işlemi yapılmadan, kamulaştırma yetkisine sahip kamu idaresi tarafından bir kamu hizmeti sunulması amacıyla taşınmaza kalıcı ve sürekli olarak fiilen el atılması gerekir. ‘ diyerek görev alanının tanımını yapmıştır.
Uygulama ve öğretide kamu idarelerinin, hizmetlerinin yürütülmesi sırasında tek yanlı irade açıklamalarıyla kamu hukuku esaslarına dayanarak ilgililerin hukuki durumlarını etkileyecek şekilde yaptıkları işlemlerin idari işlem, görev ve yetki alanlarına giren konularda hukuka uygun olarak yaptığı fiiller ile bu görevleriyle ilgili hareketsiz kalmaları idari eylem olarak tanımlanmakta olup, idarenin icra yetkisini hukuka aykırı olarak kullanması olarak nitelendirilebilecek fiili el atma durumu söz konusu olmadığı hallerde 3194 sayılı İmar Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca tek yanlı idari işlemle düzenlenen imar planları ve bu planlara dayanılarak yapılan işlemlerin idari nitelik taşıdığı, söz konusu imar planlarının zamanında uygulamaya geçirilmemesi durumunun da idari eylem olarak kabul etmektedir.
Dava idari yargıda mı adli yargıda mı görülecek sorunu hukuk camiasında bir hayli gürültü koparmıştır.
Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından taşınmaza idarece ‘fiili el atmanın bulunmadığı durumlarda idari yargı yerinin görevli bulunduğuna’ karar verilmiştir.
Ayrıca 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun değiştirilen Geçici 6. maddesinin 10.fıkrasında da “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır.” hükmü getirilmiştir.
Bütün bu hususlar göz önünde bulundurularak, taşınmaza fiilen el atılıp atılmadığı kesin olarak saptanarak el atıldığının tespiti halinde davanın adi yargıda aksi halde ise mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamanın, dava konusu taşınmazların, genel ve düzenleyici bir işlem olan imar planıyla kamu hizmetine özgülenmesinden ve bu planda öngörülen kamulaştırma işlemlerinin zamanında yapılmamasından kaynaklandığının kabulü ile idari işlem ve eylemden doğan zarara ilişkin davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri uyarınca idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1-b ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğine karar vermektedir.
Avukat arkadaşların bu noktada dava açmadan evvel hukuki nitelemeyi ve fiili durumu yeterince aydınlatmaları gerektiğini ifade etmek isterim. Saygılarımla….
TEVRAT DURAN, İstanbul
0553 254 81 34, Sadece randevu için


Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!