Sözleşmenin 'hile,yanılma,korkutma,gabin,genel işlem şartı' nedenleriyle iptali davası

İnsanı diğer canlılardan ayırteden en önemli fark akıl sahibi olması yani hak ve borçlar edinebilmesi. Taraf iradeleri bir nokta üzerine uyuştuğunda sözleşme ilişkisi kurulmuş olur. Bu sözleşme yazılı olduğu gibi sözlü de olabilir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu 1. maddesine göre ‘Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir.’

Çağımızda yazılı sözleşmeler yaygınlık kazanmış, kurumsal firmalar yazılı sözleşme hazırlayıp müşterilerine imzalatmaktadır. Yazılı sözleşme içeriği profesyonel kişilerce bu arada hukukçulardan katkı alınarak belirlenmektedir. ‘Bu tür sözleşmedeki maddeler genel işlem şartı olarak adlandırılmaktadır. ‘ 

1. Yazılmamış sayılma
MADDE 21 – Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkanı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.
Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.’

12.maddeye göre ‘Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz.’

Hukukumuzda sözleşme içeriğinin belirlenmesi özgürlük kavramı çerçevesine ele alınmaktadır. Başka deyimle sözleşme serbestisi asıl olap sözleşme içeriğine hukuk – devlet müdahalesi istisnaidir. ‘ MADDE 26 – Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.’ Her özgürlük gibi sözleşme serbestisinin de sınırları vardır. 

27.madde ‘Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.’ 

Sözleşme yapılırken aşırı yararlanma,aldatma, yanılma,korkutma,tehdit altında olma gibi durumlarda yine sözleşme , dava açılarak geçersiz hale getirilip varsa verilenler geri alınabilmektedir. 39.madde ‘Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.’

Hilenin özel bir türü de gabindir, yani aşırı yararlanma hali. Örneğin emlak piyasasını bilmeyen bir yaşlı kişinin arsasını müteahhide vermesi, binada 10 daire yapılıp bunun 9 u müteahhide, 1 inin de arsa sahibine verilmesi gabin- aşırı yararlanma halidir. Bu gibi hallerde ortada yazılı sözleşme var,( hatta noter imzalı) imzalar var fakat yaşlı kişinin deneyimsizliğinden, bilgisizliğinden yararlanma vardır. Bu halde hakimden sözleşme içeriğine müdahale talep edilmektedir.

Gabin yasanın 28. maddesinde ‘Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her halde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.’ şeklinde yazılmıştır.

Asıl olan kişinin gerçek iradesinin sözleşmeye yansıması, gönül huzuru, tatmin sağlamasıdır. Eskilerin deyimiyle alıp verme sonrasında ‘helal-i hoş olsun ‘ diyebilmektir. 19.maddeye göre ‘Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.’ Bu örnekleri çoğaltmak ve konuyu derinleştirmek mümkün. Aşağıda konuyla ilgili Yargı kararına yer veriyorum. Özetle şunu ifade etmek mümkün ‘Yazılı sözleşmeler, şartları varsa açılacak bir dava ile iptal edilebilmektedir. Bu nedenle sözleşme yaparken avukat yardımı almak tarafların, imza sahiplerinin yararınadır. 

 11.Hukuk Dairesi
Esas:  2013/8680
Karar: 2014/77
Karar Tarihi: 06.01.2014
 ÖZET: Dava, taraflar arasında akdedilen opsiyon sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, bilirkişi heyetinden savunma ve itirazları karşılayacak şekilde ek rapor veya yeni bir rapor alınıp sonucuna göre karar verilmek gerekirken, noksan incelemeyle ve yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
(6100 S. K. Geç. m. 3) (1086 S. K. m. 438)

Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.02.2013 tarih ve 2012/15-2013/25 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 17.220 TL’nin altında bulunduğundan 6100 s. Kanun’un geçici 3/2 nci maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 s. Kanunla değişik 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:

 Davacı vekili, taraflar arasında 19/01/2011 tarihinde 1 yıl süreli opsiyon sözleşmesi imzalandığını, sözleşme içeriğine göre bu sözleşmenin davalı bankanın tek yanlı iradesiyle oluşturulduğunu, bu kapsamda müvekkilinin sözleşmeye bağlı 19/01/2011 tarihinde 1.075.000 TL almakla birlikte sözleşme süresi içinde banka tarafından opsiyon alım talebinde bulunulduğu anda bankaya 500.000 Euro satma yükümlülüğü altına girdiğini, ancak bu değerlerin bankanın alım hakkını kullandığı ana kadar soyut değerler ifade ettiğini, banka alım hakkını kullandığı anda yanlar arasında alacak/borç ilişkisinin doğabileceğini, bu esas içinde müvekkilinin herhangi bir nakdi veya gayrinakdi kredi kullanımının söz konusu olmadığını, müvekkilinin sözleşmede Euro üzerinden bir bedeli riske ettiğinden döviz piyasasındaki dalgalanmalar nedeniyle bankanın Euro değeri düşse de, yükselse de sözleşmede öngörülen 2.222,50 Euro tutarındaki opsiyon primini riske etmek durumunda olduğunu, müvekkilinin opsiyonu satan taraf olarak sözleşmenin pasif tarafını oluşturduğunu, bankanın sözleşme sonuna kadar istediği bir anda alım hakkını kullanacağının ortaya çıktığını, opsiyon seviyesinin 2,06 Euro/TL’nin altına düşmesi halinde sözleşmeyi tek yanlı iptal hakkının ortaya çıktığını, yine sözleşmede 2,15 Euro/TL olarak gösterilen fiyatın hedef fiyat olarak belirlenmiş olmasına karşın, müvekkilinin bu değeri aşan durumlarda dahi sözleşmeyi iptal hakkının olmadığını sözleşmenin imzalanmasından sonra öğrendiğini, sözleşmenin imzalanmasından sonra Euro değerinin 2,15 Euro seviyesini aşmış olmasına göre müvekkilinin talebine karşın sözleşmenin banka tarafından iptal edilmediğini, esas olarak müvekkilinin sözleşme imzalanırken hataya düşürüldüğünü, bu hatanın davalı bankanın hileli davranışlarıyla ortaya çıktığını, sözleşmenin imzalanması aşamasında gerekli aydınlatıcı bilginin verilmediğini ileri sürerek, 19/01/2011 tarihli opsiyon sözleşmesinin iptaline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, taraflar arasında 15/09/2010 tarihinde <temel bankacılık hizmetleri sözleşmesi> ve <türev işlemleri çerçeve sözleşmesi> imzalandığını, bu sözleşmeler kapsamında müvekkili bankanın Marmara Özel Bankacılık Merkezi’nde davacı adına hesap açıldığını, bu hesap üzerinden anılan sözleşmeler kapsamında ve takip eden tarihlerde dava konusuna benzer opsiyon işlemleri yapıldığını, bu işlemler sonucu işlemin niteliğine göre opsiyon prim bedellerinin davacıya 1 veya 2 günlük valörlerle ödendiğini, bu işlemden sonra 05/10/2010 ve devam eden tarihlerde de işlem yapılmaya devam edildiğini, davacının bu işlemlere bağlı 1.401 USD ve 1.222 Euro tutarında opsiyon primi elde ettiğini, davacının son olarak Euro/TL paritesinin düşeceği beklentisi ile 19/01/2011 tarihinde 1 yıl vadeli 2,15 Euro/TL hedef fiyatlı ve 2,06 Euro/TL kullanım iptal hakkı seviyesi üzerinden 500.000 Euro tutarlı opsiyon işlemini gerçekleştirdiğini, bu opsiyonla davacının 1 yıl sürede Euro/TL kurunun 2,06 seviyesine gelmediği takdirde 19/01/2012 tarihinde 500.000 Euro tutarını 2,15 Euro/TL kurundan bankaya satma taahhüdünde bulunduğunu, bu işleme ait 2.222 Euro tutarındaki opsiyon priminin 1 gün sonra davacının hesabına geçirildiğini, bu işleme itiraz edilmediğini, davacının emir ve talimatlarıyla yapılan bu ve benzeri işlemler sonucunda davacının kimisinde kar, kimisinde zarar elde ettiğini, ancak verilen emir kapsamında yapılan son işlemin döviz kurlarındaki aşırı hareketlilik sonucu davacının hesabında zarar meydana gelmesine neden olduğunu, opsiyon işleminin bitmesine iki gün kala açılan bu davanın yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen 19/01/2011 tarihli opsiyon sözleşmesinin düzenlenmesine esas sentetik ürün işlemine yönelik olarak davalı bankanın davacıyı yeterli şekilde aydınlatmadığı, oluşabilecek risklerin nelerden olabileceği konusunda ayrıntılı bilgilendirme yapılmadığı, yanlar arasında geçen telefon kayıtlarında da hedefi aşan durumlara ilişkin riskin ayrıntısına yer verilmediği, davacı yönünden oluşabilecek kazanç imkanından soyut olarak söz edildiği, bu kapsamda düzenlenen sözleşmenin bankacılık teamülleri ve hukuk normlarına uygun bulunmadığı, düzenlenen çerçeve sözleşmesi içeriğindeki konuların sadece genel işlem koşullarını içerdiği, borçlar hukuku kapsamında bunların yazılmamış sayılacağı gerekçesiyle, davanın kabulüyle taraflar arasındaki 19/01/2011 tarihli opsiyon sözleşmesinin iptaline karar verilmiştir.

 Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 

Dava, taraflar arasında akdedilen opsiyon sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir.

 Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca, davacı ve davalı banka arasında akdedilen 19/01/2011 tarihli opsiyon sözleşmesine esas, sentetik ürün işlemi yönünden davalı bankanın oluşabilecek risklere ilişkin olarak ayrıntılı bilgilendirme yapmayarak aydınlatma yükümlülüğüne aykırı davrandığı, düzenlenen sözleşmenin bankacılık teamülleri ve hukuk normlarına uygun bulunmadığı kanaatiyle davanın kabulüyle dava konusu sözleşmenin iptaline karar verilmiştir. Ancak, davalı vekilinin, yapılan işlemlerin davacının emir ve talimatlarına dayandığı, yapılan işlemlerin riskli işlemler olduğunun davacı tarafından imzalanan tüm sözleşmelerde ve risk bildirim formunda düzenlendiği gibi telefon konuşmaları ve opsiyon teyit formunda davacıya açıkça bildirildiği, dava konusu işlemlerin davacı tarafından daha önce de yapıldığı yönündeki savunmalarıyla hükme esas alınan bilirkişi raporuna davalı vekili tarafından opsiyon sözleşmelerinin iptal hakkının, opsiyon alıcısı ve satıcısı olmanın getirdiği hukuki durumun, davacı tarafından daha önce yapılan işlemlerle dava konusu işlemin benzerliklerinin ve sentetik işlem olma özelliğinin eksik ve yanlış yorumlandığı yönünde ciddi itirazları ayrıntılarıyla karşılanmamış olup karar gerekçesinde de tartışılmamıştır. Bu itibarla, mahkemece, bilirkişi heyetinden belirtilen savunma ve itirazları karşılayacak şekilde ek rapor veya yeni bir rapor alınıp sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde noksan incelemeyle ve yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

 Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.01.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

 
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı 

Tavsiye Edilen Yazılar

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir