Yargıtay 18.Hukuk Dairesi "Kamulaştırmada uzlaşma görüşmeleri zorunludur !"

Bilindiği gibi 30.06.2010 ve 25.02.2011 tarihlerinde yapılan 5999 ve 6111 sayılı yasalarla 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklemeler yapılmıştı. Yasa değişikliği ile malikin dava açmadan önce öncelikle idare ile uzlaşması öngörülmektedir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi malı kamulaştırılan mal sahibinin isterse idare ile uzlaşmaya gidebileceği , uzlaşma istemeyen malikin uzlaşmaya zorlanamayacağı direkt dava açabileceği yönünde bizce de hakkaniyetli bir karar vermişti. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi ise yasal değişikliği 5.Hukuk Dairesi’nden farklı yorumlayarak, malikin idareye uzlaşma başvurusu yapmasını dava şartı olarak değerlendirmiştir. Buna ait Yargıtay kararına aşağıda yer veriyorum.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin kararına göre ” davacı mal sahibi; 30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Geçici 6. maddede öngörülen idareye uzlaşma girişimi başvurusu yerine dava açmışsa davanın usulen reddine karar verilecektir.” Anayasa Mahkemesinin 01.11.2012 gün 2010/83-2012/169 sayılı kararıyla uyumlu bu karar kamulaştırma mağdurlarının mağduriyetini artıracak düşüncesindeyiz. Çünkü bu tür davaların konusu devletin vatandaşın malına haksız olarak el atması, fiilen el koyması nedeniyle tazminattır. Mağdur edilen vatandaşın ; zaten haksız olan devletle, mahalli idarelerle uzlaşma için başvuruya zorlanması “Hem suçlu hem güçlü” atasözü gereği haksızlıktır. Bu konuya Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin yaklaşımı daha doğrudur. Bu kararla birlikte maalesef Türkiye coğrafi olarak ikiye ayrılmıştır. Bir bölgesinde dava öncesi uzlaşma başvurusu aranırken diğer bölgede uzlaşma aranmaksızın dava açılabilmektedir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin sözkonusu karar metnine aşağıda yer veriyorum;

T.C. YARGITAY
18.Hukuk Dairesi
Esas: 2013/2176
Karar: 2013/5886
Karar Tarihi: 09.04.2013
KONU: KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA NEDENİYLE TAŞINMAZ BEDELİNİN TAHSİLİ DAVASI – UZLAŞMA YOLUNA GİTMEK ÜZERE İDAREYE BAŞVURU ŞARTI YERİNE GETİRİLMEDEN DAVA AÇILDIĞI – DAVANIN USULDEN REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN KABULÜNÜN İSABETSİZ OLUŞU – HÜKMÜN BOZULDUĞU
(2709 S. K. m. 12, 36) (2942 S. K. Geç. m. 2, 6) (6100 S. K. m. 114) (ANY. MAH. 01.11.2012 T. 2010/83 E. 2012/169 K.)
Dava: Dava dilekçesinde, kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı taşınmaz bedelinin tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde; mülkiyeti müvekkiline ait taşınmaz mala kamulaştırmasız el attığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla bedeline hükmedilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Geçici 6. madde ve 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa ile 2942 sayılı yasaya eklenen Geçici 2. maddede; Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, malik tarafından mülkiyet hakkına dayanılarak ilgili idareden zararın giderilmesini isteyebileceği belirtilip buna ilişkin düzenlemeler getirilmiştir.

Yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere göre; malik olan kişiler taşınmazlarına fiilen el konulması nedeniyle istedikleri tazminat şeklini belirterek (nakdi ödeme, idareye ait taşınmazın trampası, idareye ait taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak tanınması veya imar mevzuatı çerçevesinde başka bir yerde imar hakkı kullandırılması) öncelikle idare ile uzlaşma yoluna başvurması, idarenin de kanunda belirtilen esaslar dahilinde oluşturulan kıymet takdir komisyonu marifetiyle taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınmak suretiyle idareye müracaat tarihindeki değerini tespit ettirmesi, müracaat tarihinden en geç 6 ay içerisinde 7201 sayılı Kanun hükümleri kapsamında bir tebligat ile talep sahibini uzlaşma görüşmelerine davet etmesi öngörülmüştür.

Müracaat tarihinden itibaren 6 ay içerisinde talep sahibinin hiç uzlaşmaya çağrılmaması, uzlaşma görüşmelerine başlandıktan sonra 6 ay içerisinde sonuçlandırılmaması durumunda, bu tarihlerden itibaren 3 aylık süre içerisinde mahkemede dava açılması gerekmektedir.

Yapılan yasal düzenlemelere göre uzlaşmak için idareye başvuru hususunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114. maddesi kapsamında sonradan giderilemeyecek bir dava şartı ve getirilen 3 aylık sürenin de hak düşürücü bir süre olduğu görülmektedir. Nitekim uzlaşmak için idareye başvurma hususunun dava şartı olarak öngörülmesi ve 3 aylık süre tanınmasına ilişkin getirilen düzenlemelerin hak arama özgürlüğüne ve mülkiyet hakkının kullanımına engel olduğu gerekçesiyle iptali istenilmiş, Anayasa Mahkemesinin 01.11.2012 gün 2010/83-2012/169 sayılı kararında <Anayasa’nın 36.maddesinde, hak arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte, bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Dava açma hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkin bir kısım düzenlemelerin hak arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırları ortaya koyan ve hakkın norm alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır. Anayasa’nın 13. maddesine göre temek hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamalar hak ve özgürlüklerin özlerine dokunamaz. Hak arama özgürlüğü mümkün olan en geniş şekilde güvence altına alınmalıdır. Diğer taraftan hukuki işlem ve kuralların sürekli dava tehdidi altında bulunması hukuk devletinin unsurları olan hukuki istikrar ve hukuki güvenlik ilkeleriyle bağdaşmaz. Bu nedenle hak arama özgürlüğü ile hukuki istikrar ve hukuki güvenlik arasında makul bir denge gözetilmelidir. Hem dava açmadan önce idareye başvuruda bulunmak zorunda olması hem de uzlaşmazlıkla sonuçlanması halinde dava açmak için getirilen 3 aylık sürenin hak arama hürriyetine ölçüsüz bir müdahale, hak aramayı aşırı derecede zorlaştıran ya da ortadan kaldıran, dolayısıyla hakkın özüne dokunan bir sınırlama olmadığı açıktır> gerekçeleri ile yasal düzenlemelerin iptal taleplerini red etmiş, böylece uzlaşma yoluna gidilmesini zorunlu bir unsur, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği ya da altı aylık süre uzlaşmaya davet olmaksızın sona ermesi halinde bu tarihten itibaren işleyecek ve üç aylık süre de dava açılmasında hak düşürücü süre olarak benimsenmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı tarafça; 30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Geçici 6. maddede öngörülen uzlaşma yoluna gitmek üzere ilgili idareye başvuru şartı yerine getirilmeden dava açıldığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 155/2.maddesinin 1.cümlesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince, BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Bu karar sinerji içtihat programından alınmıştır.
Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 21.01.2013 tarih ve 1 sayılı Kararı İki daire arasında görev bölüşümü şu şekilde olmuştur.
Yargıtay 5. ve 18. Hukuk Daireleri arasında kamulaştırma davalarına ilişkin dosyaların paylaşımı:

5.Hukuk Dairesi’ne gelen dosyalar şu illerden gelmektedir. Birinci Grup: Adıyaman, Ağrı, Amasya, Ankara, Ardahan, Artvin, Bartın, Batman, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Bolu, Çankırı, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Iğdır, İstanbul, Karabük, Kars, Kastamonu, Kırıkkale, Kırklareli, Kilis, Kocaeli, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Sakarya, Samsun, Siirt, Sinop, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Tunceli, Van, Yalova, Yozgat, Zonguldak.

18.Hukuk Dairesi’ne gelen dosyalar şu illerden gelmektedir. İkinci Grup: Adana, Antalya, Afyon, Aydın, Aksaray, Balıkesir, Bilecik, Bursa, Burdur, Çanakkale, Denizli, Elazığ, Eskişehir, Hatay, Isparta, İzmir, İçel (Mersin), Kayseri, Karaman, Konya, Kütahya, Kahramanmaraş, Kırşehir, Malatya, Manisa, Muğla, Nevşehir, Niğde, Osmaniye, Uşak

Tavsiye Edilen Yazılar

1 Yorum

  1. bildiğim kadarıyla 18.daire bu kararında geri adım attı.fakat netleşmemiş bir durum daha var kamulaştırmasız el atmada sadece taşınmazın kamulaştırılan alanı içinmi yoksa bütünü için mi içtihat verecek.bu tip davaları idare mahkemelerine taşımakla süreci uzatmak istiyorlar kanımca.çünkü iç hukukun tüketilmesini önleyerek aihm gitmeyi geciktirmek


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir